Kaç Para Bir Bosna Hersek Seyahati?
(Kişi Başı)
- 1 Euro = 2 KM (Mark)
- 1 kişilik Saraybosna gidiş uçak bileti(Pegasus Havayolu): 400 TL (Dönüş Bileti Arnavutluk:400)
- 1 kişilik Saraybosna-Mostar tren bileti: 12 KM
- 1 kişilik Mostar-Novi Sad otobüs bileti: 70 KM
- 1 kişilik yemek+içecek: 8-15 KM (Mostar Kaleiçi bölgesindeki fiyatlar turistlere özel olduğu için fiyat aralığı bu şekilde geniş.
Saraybosna / Sarajevo

Şehre vardığımızda havalimanında bir miktar para bozdurup (havaalanı ile şehir merkezindeki change office arasında bir fark göremedim önyargılı gitmenize gerek yok.) tabii ki taksiye binmedik.
İlk tavsiyem çevrimdışı harita indirip konuma ‘Mercator Centar’ yazıp Brace Mulic caddesi üzerinden yürüyerek Mercator Centar’ın önündeki (bizim kafamız karışmıştı ama karşısında değil önünde) duraktan 103 numaralı traleybuse binmeniz. İnternetten önceden araştırdığımız için bu şekilde ulaşmak çok kolay oldu. Google maps’ten nerede olduğumuza baka baka vardık.
Saraybosna’daki insanlar çok sıcakkanlı. Türkçe bilmeseler bile Türk olduğumuzu öğrenince ‘ ooo merhaba’ ‘ooo kardeş’ diyorlar, gözlerinin içi gülüyor resmen.
Saraybosna Gezilecek Yerler
Başçarşı

Başçarşı, Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’nın merkezinde yer alan ve 16. yüzyılda kurulmuş bulunan meşhur Osmanlı çarşısıymış. Yemeğinizi de yiyebileceğiniz hediyelik eşyanızı da alabileceğiniz bir çarşı. Hatta cevapi yiyebileceğiniz en ünlü yer de bu çarşıda ama o konuya geleceğim.
Sacred Heart Cathedral

Kutsal Kalp Katedrali, önemli bir Katolik konsepti olan ‘İsa’nın Kutsal Kalbi’ onuruna inşa edilmiş. Bina Neo-Gotik tarzdadır . Bina, Josip Vancaš tarafından tasarlanmış . Dijon’daki (Fransa) Notre-Dame’den sonra modellenmiş.
Latin Brigde

Dört kemerli, üç sütunlu bu taş köprüyü aslında hepimiz tanıyoruz. Genç Bosna isimli aşırı bir örgüte mensup Gavrilo Princip’in Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ve eşini, Saraybosna Belediye Başkanı Fehim Çurçiç ile buluşmak üzere Latin Köprüsü civarından geçtiği sırada öldürmüştür. Daha sonra biliyorsunuz ki maalesef Birinci Dünya Savaşı çıktı.
Church of St. Anthony of Padua

Neo-Gotik tarzda bir Roma Katolik kilisesidir. Padua Fransisken rahibi Anthony’ye ithaf edilmiş. Aynı yerdeki eski kilise 1912’de yıkılmış bir önceki kiliseyi tasarlayan mimar Josip Vancaš tarafından Neo-Gotik mimarinin bir örneği olan yeni bir bina tasarlanmış ve inşa edilmiş. Kilise 1992-1996 Saraybosna Kuşatması sırasında bombardımandan kurtulmuş ve sadece cepheye ve vitray pencerelere ciddi hasar verilmiş. Restorasyon 2006 sonbaharında tamamlanmış. Başına gelmeyen kalmamış yani.
Saraybosna Yeme-İçme
Yeme içme demişken söylemeden geçmeyeyim, bizim gibi kahve zincirleri zaten yok, girip bir kahvecide, cafe’de, avm’de (avm’de bile sigara içiyorlar.) kahve içebilirsiniz. Kahveler americano isterseniz bir fincanın yarısına kadar dolu olarak geliyor, bize göre biraz daha küçük ve sert yani. Sütlü kahve de aynı şekilde. Yanında da bardakta muhtemelen çeşme suyuyla servis ediyorlar. Ama Balkanlar’da çoğu ülkede suyun tadı güzeldi, özellikle Kosova’nın suyu çok güzelmiş. Aşağıda bahsedeceğim Fuad abi bahsetti bundan da. Suyu gerçekten de güzeldi ama.
Sarajevska Pivara


Sarajevska Pivara, Bosna Hersek’deki en eski sanayi kuruluşu geleneğini koruyormuş ve iki büyük imparatorlukta yani Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları döneminde faaliyet gösteren tek bira fabrikasıymış. Ben biralarını çok beğendim. Dark birasını çok sevmedim, Light ve unfilter light güzeldi. 50’lik fıçı bira 4KM idi. Fiyat olarak gayet ucuz gidip bira içebilirsiniz. Biz yemek yemeyeceğimiz için ve cumartesi rezerve masaları olduğu için kenara köşeye oturtsalar da o gün gerçekten kalabalık olması sebebiyle içerlemiyorum.
Amaaa müzesine gitmeyin. 4KM verdik ve küçücük bir odaya girdik sadece, bilet alırken hemen solda küçük bir oda var bu kadar değildir herhalde demeyin, o kadar. Yapmayın bu hatayı.
Željo

Aynı isimde iki yer var ama bir tanesi daha pub havasında olduğu için diğerinde yedik. Cevapi, Pljeskavica (15günde adını ezberleyemedim), Sudzuke yedik. Menüde bunlar yarım porsiyon tam porsiyon olarak değişiyor. Cevapi de 5-10-15 adet seçeneklerinden oluşuyor.
Cevapi, Cevapcici: Onların dilinde K-C harfleri V-B harfleri değişiyor. Yani bu yemeğin adı kebap, kendisi değil ama. Elde çekilen kıymaya yalnızca soğan ve tuz eklenerek yapılıyormuş, görünüşü Tekirdağ köftesini andırıyor. Pide ve soğan söğüş ile ikram ediliyor. Bazen yanında kaymak veriliyormuş ama bize denk gelmedi. Beğendim. Köfte yani arkadaşlar et yiyorsanız damak tadınıza uyar.
Pljeskavica: Zırh ya da bıçak kıyması soğan ve tuz ile yapılıyormuş. Görünüşü hamburger köftesine benziyor. Bunun bir de içinde kaşar olan versiyonu var ki öff diyorum.
Sudzuke: Bu da sucuk anlamına geliyor. Ama sucuk değil. Minik kıymayla yapılan (bence) sosislerdi. Diğerlerinin yanında hiç de ahım şahım gelmediği için daha çılgın şeyleri denedik daha sonra.
Fiyatlar da:
- Cevapi 5 adet: 3.5 KM
- Cevapi 10 adet: 7 KM
- Cevapi 15 adet: 10 KM
- Pljeskavica Küçük: 3.5 KM
- Pljeskavica Büyük: 7 KM
- Sudzuke Küçük: 4KM
- Sudzuke Büyük: 8KM (Fenalık geldi yazarken.)
Melina (Börekçi)

Sacred Heart kilisesi ile Srebrenica müzesi arasından ana caddeye çıkıp karşıya geçtiğinizde solda bir börek bir kola 3.5 KM yazan bir afiş göreceksiniz. İşte o börekçiye girin. Afişte bir yanlışlık olduğunu göreceksiniz içerdeki menüye bakınca, aslında 2 börek bir kola 3.5 KM. Tamam Bosna Hersek ucuz o kadar yemek yedik ama, bu daha da ucuz değil mi sizce de? Gezinin ortasında yemek yemek için çok ideal, doyurucu oldu. Adından emin olamıyorum diye tarif de ettim.
Coffee Shop ❤


Brodac tarafında kalırsanız eğer Fuad abinin yanına mutlaka uğrayın. İçeriden bir fotograf çekmiştim ama dışarıdan çekmeyi unuttuğum için google’dan bir fotograf çaldım çünkü orayı bulun istiyorum. İlk akşam adres sormak için bakınıyorduk nereli olduğumuzu sordu sonra merhaba dedi. İngilizce konuştuk daha sonra ama yardımcı olurken çok sevimliydi ertesi gün gezmeye başlamadan önce bir kahve içmek istedik dükkanında. Şehirle ilgili bize yardımcı oldu bir harita verdi, kahve yaparken bildiği Türkçe kelimelerle kahve yapımını anlattı. Mesela şöyle ki; kahveyi yaparken cezveye suyu koyuyorlar ve üstünü fincan altlığıyla kapatıyorlarmış, yoksa insanlar muhabbet ederken kahveyi unutunca su buharlaşıp gidiyormuş. daha sonra da biraz şeker ve kahveyi ekleyip bir karıştırıyor ve kahve hazır. Dükkanından Bosna kahvesi de alabilirsiniz hediyelik. Hem bu iyi insanla tanışmış olursunuz. Bize o kadar çok şey anlattı ki, çok sevdik. Kahve de 1 KM. Satın aldığınız paket kahve de 1.80KM.
Mostar

Savaşın en acı yüzünü net olarak görebileceğiniz bu şehirde, bazı binaları bütçe yetersizliğinden, bazı binaları ise insanlara yapılan zulüm unutulmasın diye olduğu gibi bırakmışlar. Duvarlardaki mermi izlerini gördükçe yapılan soykırım yüzünüze çarpıyor. Piyanist gibi filmlerde gördüğünüz sahnelerde sokağa tank sokup evleri taradıklarını görüyorsunuz ya, buraya da onun yapıldığını gözünüzde canlandırabiliyorsunuz, ne yazık ki burda yapılanlar o kadar fazla göz önüne çıkmamış, herkesin izlediği filmleri yapılmamış.
Mostar Gezilecek Yerler
Mostar Köprüsü



Mimar Hayreddin (Mimar Sinan’ın öğrencisi) tarafından 1566 yılında inşa edilmiş. Neretva Nehri’nden 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edilmiş. Köprü inşaatında 456 kalıp taş kullanılmış. Köprü, inşa edildikten sonra yakınındaki şehre ismini vermiştir, şehirde ticareti canlandırmış ve zenginleştirmiş. Böylece Mostar, Hersek bölgesinin önemli bir şehri haline gelmiş.
Bosna-Hersek’te başlayan iç savaş sırasında Mostar Köprüsü’ne ilk saldırıyı 1992’de Bosnalı Sırplar düzenledi. 9 Kasım 1993’te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlattı. Kasım ayının sonunda köprü tamamen yıkıldı. Dev taşları, Neretva Nehri’nin sularına gömüldü. Mostar Köprüsü, yüzyıllar boyunca Bosna’da hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolüydü ve 427 yıldır ayaktaydı. Yılların yorgunluğuna dayanan bu köprü insanların etnik çatışmalarına dayanamadı.
Bu köprüye yapılan saldırı, ‘Lahey Sözleşmesi: Silahlı Çatışma Halinde Kültürel Varlığın Korunması Sözleşmesi’ ne aykırıydı. Ama zaten yapılan zulüm ve eziyetin aykırı olmadığı bir yer yok.
Türkiye‘den bir inşaat firmasının üstlendiği onarım çalışmaları sırasında 60’ın üzerinde Türk taş ustası görev almış, yaklaşık 7 yıl süren ve 13,5 milyon dolara mal olan onarım çalışmaları, Dünya Bankasından alınan kredinin yanı sıra, Türkiye, İtalya, Hollanda ve Hırvatistan’ın bağışlarıyla tamamlanmış. Köprünün yanındaki listede hangi ülkenin ne kadar bağış yaptığı da yazıyor. Yıkılan köprünün taşlarının dalgıçlar ile çıkarılması denenmiş fakat çıkan taşlar kullanılamayacak halde olunca orijinal köprüye benzemesi için, köprünün yapıldığı taşların çıkarıldığı kapalı olan taş ocağı açılıp tekrar taşlar çıkarılıp yapımında o taşlar kullanılmış.
2005 yılında ise UNESCO’nun Dünya Mirası Komisyonu, Bosna-Hersekli diplomatların başvurusuyla tarihi Mostar Köprüsü’nün dünyada koruma altındaki tarihi eserler listesine alınmasına karar vermiş.
Old Town

Yine UNESCO Dünya Mirası listesinde olan bu bölge şehrin en turistik alanı. Yemek yiyip kahve içebileceğiniz, hediyelik eşya alabileceğiniz çoğu yer yıl boyu açık. Kış olmasına rağmen oldukça kalabalıktı.
Sniper Tower

Yüksekliği ve konumu sebebiyle savaş döneminde bir keskin nişancı kulesi olarak kullanılan bina şu an kapalı olsa da graffiti sanatçıları tarafından kullanılıyormuş. Çok güvenli bir bina olmadığı için de (asansör boşluğuna düşebilirsiniz mesela) insanlar gizlice girse de girilmemesi gerekiyor.
Razvitak Alışveriş Merkezi

Yugoslavya döneminde yapılmış modernist mimariye sahip bu bina, sanırım bütçe yetersizliğinden olduğu gibi bırakılmış.
Mostar Yeme-İçme
Hindin Han

Pljeskavica yedik burda da ama içinde kaşar vardı. Tütsülenmiş et tadı muhteşemdi. Fotograflara baktıkça ağzımın suyu akıyor bu nasıl bir yemek! Old town bölgesinde olduğu için biraz daha pahalıydı ama old town bölgesindeki restoranların hepsinin fiyatları bu şekilde.
Pljeskavica=12 KM
50’lik Bira=4 KM
Ćevabdžinica KORZO
Old town bölgesi dışındaki yerler daha ucuzdur diye düşünüp, eve dönerken yok üstünde gözümüze çarpan bu yere girdik. Zaten old town bölgesinde konaklamıyorsanız giderken ya da dönerken tam köşede olan bu restoranı göreceksiniz. Gerçekten de fiyat çok fark ediyordu. Cevapi (meatball diye geçiyor ingilizce menüde) ve veal skewers yedik. İkincisi Türkiye’deki kebap a benziyor ve ajvar ve pide ile servis ediliyor.
Ayvar, Balkan ülkelerinde çok popüler olan ve genelde evde yapılan, közlenmiş patlıcanlı, hafif acı biberli, içinde domates salçası da olan bir tür kırmızı biber ezmesidir. Marketlerde de bulursanız alın derim ben bir kavanoz getirdim. Tekirdağ köftesinin yanındaki acı sosu andırıyor.
- Cevapi 10 adet: 7 KM
- Veal Skewers (Büyük): 8.5 KM
- Veal Skewers (Küçük): 5 KM